Nakış Dergileri

tek renkli / monochrome etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tek renkli / monochrome etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Aralık 2013 Salı

Mutlu yıllar! (ve kanaviçe şemalar;)

   Hepimize mutlu, sağlıklı, uzun, bol hobili yıllar diliyorum! Gönlünüzün dilediği her şey gerçek olsun, inşallah!

   Ve sevgili okuyucularıma biraz gecikmiş bir hediye:

31 Mart 2013 Pazar

Bir kanaviçe kalp daha...

    Şubatta ilk defa çarpı işi bir kalp işlemiştim, çok sevdiğim AMAP tasarımlarından... Martta da devam edeyim dedim. Küçük projeler hızlı işleniyor, bıktırmadan bitiyor...
   Bu kalp tasarımı da ilk görüşten âşık olduğum bir şeydi. Çizgi çizgi desenine bayılmıştım... 7 Mart gecesi, uyku tutmayınca, ani bir kararla işleyeyim dedim ve hemencecik de işe koyuldum. Evdeki iplik stoklarımdan DMC 815 çıkmadı, Anchor'un "muadili" olan 22 numaralı rengi ("burgundy") kullanmak zorunda kaldım. Renkler tam olarak birbirinin aynısı değilmiş, bayağı bir ton farkı varmış (sonradan kontrol ettim). Birkaç günde (sadece akşamları işleyebildiğim halde) bitti, iki buçuk hafta da fotoğraf çekilmeyi bekledi...


   Austrian 1 adını taşıyor.  "coeurs de Bleu de Chine" (coeur "kalp" demekmiş, Fransız tasarımcıları aşkına Fransızcayı da sökeceğim bu gidişle ;") ) koleksiyonundan, ki ben hepsine âşığım... Bu kalp tasarımını Just Cross Stitch dergisinden aldım. 18 ct. kırık beyaz (= antique white) etamin üzerine 2 iplikle işledim. Daha sonra bu motifi kullanarak yastık yapmayı düşünüyorum...

   Ankara'da bugün hava harika olacakmış... Herkese mutlu, bol güneşli, sakin bir pazar günü geçirmesini dilerim! 

17 Şubat 2013 Pazar

Şubat bahane, kanaviçe kalpler şahane!..

   Romantik biri değilimdir (gerçi "Eşkıya"yı en az on sefer seyretmeme rağmen filmin sonuna doğru hâlâ salya sümük ağlamaya başlıyorum, ama bu sinirlerin bozuk olduğunu da gösterebilir, değil mi?). Fakat bazen o kadar güzel kanaviçe kalp desenlerine rastlıyorum ki, romantizmden uzak biri olsam da sırf kanaviçe aşkına işlemek istedim... Şubat ayını da bahane ettim bu isteğime ;)


   Bu kalp da o örneklerden bir tanesidir. İlk bakıştan vurulduğum bir projeydi, onu hemen "bulunacak-ve-işlenecekler" listeme eklemiştim... Harika da olmuş... 2 kat DMC Color Variation iplikle (renk 115, ebruli kırmızı-bordo) 18 ct. beyaz etamin üzerine işledim. Bu proje, sampler üzerine uzman olan AMAP'tan. Fransız zarafetinden belli oluyor menşei... ;)

   Bu projeden sonra ani bir kararla her ay bir kalp işlemeyi kafama koydum. Hızımı alamayıp iki tane de yapabilirim... Bunlar ne olacak (tablo mu, başka bir şey mi?), ne için işleniyor gibi zararlı fikirlerden de uzak duracağım,.. hele işlensin, hazır olsun,.. güzel kullanım fikirleri sonradan da gelebilir...

27 Ağustos 2012 Pazartesi

Spirit of Vierlande (by Long Dog Samplers)

   Besmele bitti, çerçevelettirildi, artık sahibinin tatilden dönmesini bekleyecek. Teslim edilmeden fotoğrafını blogda göstermeyeyim, ne olur ne olmaz ;) Ben de hiç boş durmuyorum, yeni bir projeye hemencecik saldırdım... Hem de ne projesi!  
   Long Dog Samplers - ilk bakıştan âşık olduğum bir markadır. Görür görmez neredeyse bütün samplerlere vurulmuş, hepsini işlemek istemiştim. "Spirit of Vierlande" ile bu isteğimi gerçekleştirmeye başlamış bulunmaktayım ;")
   "Spirit of Vierlande", tipik 19. yüzyıl Alman sampleri. Kirli beyaz üzerine siyah iplikle işlenirmiş, ben de aslına uygun kalmaya karar verdim. Siyah DMC iplikle (310 no'lu renk) 16 ct ekru etamin üzerine işliyorum. Başlangıç için boyutları ortaya çıksın diye bütün kenarlarını yaptım, sadece onları ve köşedeki birkaç motif yapmam 2 haftadan uzun sürdü... Devasa bir şeymiş bu (çerçevesi 56 cm x 42 cm, 10 cm uzunluğunda makasım üzerinde küçücük kalmış)! Şimdiden bayılıyorum buna!.. ve duvarda nasıl duracağını görmek için sabırsızlanıyorum. Ama sanırım bitirilmesi biraz uzun sürecek, çünkü çok fazla motif içeriyor. Her birine bir-iki akşam harcasam bile yılbaşına anca biter... Eh, sıkılmamak için de araya daha küçük ve hızlı projeler sıkıştırmayı düşünüyorum.

4 Temmuz 2012 Çarşamba

Yeni... Yine... Kanaviçe Besmele

   En son geçen yıl Ramazan Bayramına bir-iki gün kala işleyip çerçevelettiğim kanaviçe besmeleyi bayramda bir akrabamıza hediye etmiştik. Ve daha o zaman "Bu iş bir ramazan geleneğine dönüşecek" diye şaka yapmıştım. Valla, şakanın şakalık bir tarafı kalmamışa benziyor, çünkü yine bir besmele işlemeye koyuldum!.. Bu seferki projem çok sevdiğimiz bir aile dostumuza gidecek. Kendisi hat sanatı severi olduğundan böyle bir hediyeyi beğeneceğini umuyoruz. Ve bu sefer daha değişik bir besmele işliyorum - Tuva Yayıncılık'tan birkaç yıl önce çıkmış şu kitaptan
   Bu kitabı 2 yıl önce almıştım. O kadar güzel ve değişik bir sürü proje var ki içinde, seçmekte bayağı zorlandık ("biz" diyorum, çünkü proje seçimine eşim de katıldı).


   Bir haftada bu kadar ilerleyebildim, fazla yorgun olmadığım akşamları azar azar çalışıyorum üzerinde. Acayıp çok severim ben besmele işlemeyi! Yuvarlak hatlar, küçük detaylar, noktalar sonunda birleşince ortaya harika bir görüntü çıkıyor... Bir an önce bitirip hazır halini görmek için sabırsızlanıyorum!..

30 Mart 2012 Cuma

İlk Renato Parolin...

   Sonbahardan beri işlerim çok yoğundu, ama bu ay iş yerimdeki yoğunluk resmen canıma okudu. Hastayken bile çalışmak zorunda kaldım. Acayip da yoruldum...  Blogumu, nakış işlemeyi, çiçeklerimi, evdekilerle rahat ve sakin bir şekilde zaman geçirmeyi acayip özlemişim!.. Şöööyle yayılıp kitap okumayı da özledim, ama çok şükür bunun bari çaresi varmış - sesli kitaplar. Akşamları ev işleriyle uğraşırken kulaklıktan birkaç küçük kitap dinleme fırsatı yarattım kendime... Keşke bol bol Türkçe sesli kitap da olsaydı!..
   Martta sadece küçük bir projeyi bitirebildim (19cm x 10cm), gerçi çok sevdiğim bir kanaviçe sanatçısının çalışması - Renato Parolin. Daha nakış işlemeyi hayal ederken tanıştım onun projeleriyle, hastası-hayranı oldum! Çoğunlukla tek renkli oluyorlar, ama gene de inanılmaz hoş şeyler çıkıyor ortaya. Yapılacak listemde birkaç tane daha R.P. projesi var... 
   14 ct keten Aida kumaşı (keten etamin), iplik - 1 çileden biraz fazla Anchor renk 3031 koyu kahve (3 iplik) 

Tutti in festa by Renato Parolin



21 Şubat 2012 Salı

Bir ondan bir bundan...

      Son birkaç gündür gündüzleri hava güneşlidir,.. pencereden dışarı her baktığımda ilkbahar geldi diye birkaç saniyelik heyecan, sonra da pencere açtığımda aynı soğuk, buz gibi hava. Nedense ben bu kış çok üşüyorum... Akşamları evde kitap okumak ya da el işiyle uğraşmak için kalın bir battaniyenin altına giriyorum. Etrafımda da hemen yer kapmaca oyunları başlıyor - bizim evin büyük kedi-kızı Tırmoş, bizim kara cadımız, ayak ucumda tek başına uyumayı sever. Eh, onun yavruları, "dalmaçyalı" kuzular da aynı yerde uyumak isterler. Allah'tan bu ikili bir arada gayet iyi geçiniyor. Her akşam aynı sinir harbi, aynı sessiz bekleşmeler, korkutucu pozlar - annecik hırlamayla yavruları uzaklaştırmaya çalışıyor. "Dalmaçyalı"lar da bazen hiç umursamadan uyurlar, bazen ise kalorifere geçmeyi tercih ederler... Her gün ayrı bir film, ayrı bir eğlence...
bugün kazanan taraf "Dalmaçyalı"lar oldu...
     İki haftadır Suzanne Collins'in üçlü "Açlık oyunları" romanını okuyorum, bir buçuk kitap bitti, bir o kadar daha kaldı. Gene ilk kitabın başında biraz zorlandım, sonra da zevkli hale gelince işim kolaylaştı. Bu kitaplara epeydir bakıyordum, ne hakkında diye merak edip. Gençlik romanıymış tarzı, ama olsun. Ben her tür kitap severim, yeter ki sıkıcı gelmesin :) 


     Resimdeki kupa, bu hafta sonu ziyaretime gelen bir arkadaşımın hediyesi. Bunu alışveriş gezintilerinden birinde görüp hemen beni ve "yeni" hobimi hatırlamış, almış. Üzerindeki "kanaviçe" kalplere bayıldım! İçinde bitki çayları için süzgeci de vardı, ama ben sadece kapaklı olarak kullanacağım, çayım kahvem çabuk soğumasın diye...

     
     Bu örgülü saç bandı da benim en soğuk havalarda bile şapka takmayı reddeden asi bir kıza hediyem oldu. Kendisi poz vermek istemedi, biz de manken olarak oyuncak maymunu kullandık. Biraz geniş ve bayağı kalın, kulaklarını ve başının büyük bir kısmını çok sıcak tutacak bir şey oldu. Örerken çok zorlanmadım, bu tür şeyler her zaman daha kolay geliyor bana. Ama paslanmaya başlamışım... Acilen bir şeyler daha örmem lâzım, yoksa örmeyi hepten unutmaya başlarım... Belki de şala başlama zamanı geldi de geçiyor...


     Üzerinde çalıştığım son projeyi de en sona sakladım ;") Gene blackwork, ama bu seferkinde biraz da çarpı işi var. Akşamları bazen kitap okumak yerine bununla uğraşıyorum. Bitince daha büyük bir şeyin parçası olacak...

10 Şubat 2012 Cuma

Tree of Life Sampler by Wiehenburg Embroidery

   İkinci samplerim de aslında ilkinden bir gün sonra bitmişti, ama onu da zamanında sergileyemedim ;") ...  Dün de ilkini yayınladığımda bunun fotoğrafını çekeyim de bloguma koyayım dedim ve çekemedim  - makinenin pilleri bitmiş, şarj olana kadar beklemek zorunda kaldım.
Wiehenburg Embroidery - Tree of Life Sampler
  Bu sampler'i, ilk sampler'in sonuna doğru, sadece düz ve (bu kadar çok olunca) acayip sıkıcı iğneardı kaldığında, sıkıntıdan çatlamamak için işlemeye başlamıştım. Deseni basit, kendisi de küçük - çabucak, sıkmadan bitmiş... İlkini gibi, 16 ct antik beyaz etamin (bunu boyamamaya karar verdim) üzerinde 3 iplik kullanarak işledim (Anchor 22* numaralı renk, ilk samplerle uyumlu olsun diye). Bu da şimdilik sandıkta çerçeveyi bekleyecek...
   Şablonunu şu siteden aldım, hazır örnek fotoğrafın üzerine tıklarsanız bedava indirebilirsiniz. Benim gibi simetri hastasıysanız, uyarayım: ilk bakışta tamamen simetrik gibi görünen bu samplerde sağ ve sol birkaç yerde farklıdır, belki de bilinçli olarak öyle tasarlanmış, bilemem. Ben gene de işlerken bazı yerleri önceden farkedip simetrik yapmaya çalıştım, bazı yerleri ise zamanında farkedemediğim için sonradan söküp düzeltmeye üşendim.

9 Şubat 2012 Perşembe

İlk sampler'im bitti

   İlk samplerimi işlemeyi 4 hafta önce bitirmiştim, ama işlerimin yoğunluğundan dolayı bir türlü zaman ve fırsat bulup da fotoğraf çekemediğim için bu sevincimi paylaşamadım. Bugün nihayet kendime ve bunca zamandır ihmal ettiğim bloguma biraz zaman ayırabiliyorum...

   2 aylık ertelemeden sonra, hayatımın ilk sampleri bitti. Bu projeyle birlikte birkaç ilki denemiş de oldum - ilk defa 16 ct etamin ve 26 numaralı iğne kullandım (24 numaradan sonra parmaklarıma minicik gelmişti! alışana kadar sürekli kaybedeceğim diye korkuyordum), ilk defa eski bir görüntü olsun diye etamini boyadım (bunun için kuru kahve, kuşburnu taneleri ve tarçın çubuklarını kullandım), ilk defa birkaç farklı renkteki ipliği bir arada kullandım. Sadece iğneardı biraz uğraştırdı, bu kadar fazla olunca nedense çok sıkıcı geldi. Ben de sıkıntıdan çatlamamak için aynı anda başka bir sampler daha işlemeye başladım, onunla rahatlıyordum. İkisi de neredeyse aynı gün bitmiş oldu...  Sonucundan memnunum, şimdi sıra çerçeveyi seçmekte...


  
After two months of waiting and postponing I've finally finished my very first sampler. It's worked on 16 ct hand dyed Aida (I used natural Turkish coffee, a few dried rose hips and cinnamon sticks for dying it - everything I found in my kitchen;) ) and Anchor flosses no 20, 22 and 381 (tweeding with 3 threads) for cross stitches. Backstitch's made with 1 thread of brown.

   I love the result... And I loved the process itself - it had a lot of firsts for me. I used 16 ct Aida (and now I can tell that I love it more than 14 ct) and tweeding method for the first time, I dyed fabrics for the first time (and I really liked it), I used too much backstitch and I'm still alive ;) (because it sometimes becomes deadly boring!). And the most important thing - I did a sampler  for the first time in my life. Second one is going to be smaller and without backstitch... 

11 Aralık 2011 Pazar

Blackwork sampler'in işlenmesi bitti


 ... ama bir de dikimi vardır, ve burada ben düzgün yapamayacağım diye bir takıldım... bir türlü nasıl yapacağımı bilemiyorum. Halbuki makas zarfının içine koyacağım kumaşı bile buldum - resimdeki çiçek desenli gri parça. ;) Gerçi makasımın "kösteği" (scissors fob) hazır, ama onu da dikmek bir hayli zor olmuş - gözlerim meğerse bayağı bozukmuş, körü körüne, doğru dürüst bir şey görmeden diktim. İkisi de hazır olunca resmini koyacağım. Bir de eşimin geçenlerde Ulus'ta bir işi vardı, bana bir küçük makas daha almış. Gene gri, titanyum kaplı dikiş-nakış makası, ama bu seferkinin ucu düz. Şimdi buna da bir "köstek" lâzım... ;)

4 Aralık 2011 Pazar

   Bir aydır buralardayım ama canım çok sıkkındı - sadece takip ettiğim bloglara göz atmak için uğruyordum. Ne bir şeyler yapmak, ne de bir şeyler yazmak istedi canım... Çocuklarımız gibi sevdiğimiz tüylü bebeklerden, kedilerimizden bir tanesi bizi çok erken bir yaşta terketti. Bir buçuk yaşındaki yakışıklı kara oğlum Mişka bir gece her zamanki gibi dışarı gezmeye çıktı ve bir daha dönmedi. Ertesi gün kapıcıdan öğrendiğimiz gibi bir araba altında kalarak can vermiş... Evde hayvan beslemeyen arkadaşlar anlamaz kolay kolay, ama ben bir çocuğumu kaybetmiş gibi hissediyorum kendimi... Eşim de öyle... Evin her tarafı da onun hatıralarıyla dolu... Allah'tan 3 tüylü bebeğimiz daha var da onlarla uğraşırken biraz geri planda kalıyor bu acı. Onlar da sanki hissetmişler, farklı davranıyorlar... Kedilerimiz özgür olacak, istediklerinde dışarı çıkıp dolaşacaklar diye düşündüğümüzde başlarına kötü şeylerin gelme ihtimalini asla unutmuyorduk, ama korkulan gerçek olunca zor atlatılıyormuş... Ve biz kendi gözlerimizle görmediğimiz için, bebeğimizi gömemediğimiz için bir yandan acı çekiyoruz, öte yandan hayatta olup sadece dişiler peşinde bir yerlerde gezdiğini ve bir gün eve döneceğini umuyoruz...

Sampler'e o zamandan beri hiç dokunmadım, içimden gelmiyor. Fakat iki hafta önce yavaş yavaş başka bir projeye başladım - blackwork denen nakış türünü deniyorum. İşlediğim parça da bir nevi "sampler" olacak, çünkü aynı kumaş üzerine farklı farklı desenler işliyorum. Sonuç da beklediğimden güzel oluyor... Fotoğrafı yarın gündüz ışığıyla çekip koyacağım.

    Her yeni desene ilk başladığımda biraz garip, hatta biraz çirkin duruyor. Ama desen büyüdükçe güzelliği de ortaya çıkıyor. Fakat bu blackwork işi sabırsızlar için değildir kesinlikle, çok yavaş ilerliyor... çok sabır gerektiriyor... Ama bana göre, sonuca bakılırsa (ki bu daha bitmemiş hali) sabretmeye değermiş...

31 Ekim 2011 Pazartesi

Benim ilk sampler'im / My very first sampler

   İlk önce galiba "sampler"in ne olduğunu anlatmam lâzım. Ben de 2-3 ay öncesine kadar böyle bir şeyin varlığından bihaberdim, ama internet deryasını da boşuna sevmiyormuşum - bilgi ve fikir deryası bu internet, her gün yeni bir şeyler öğrenmek mümkün! İşte "sampler" de nakışta bir işleme ... şekli mi diyeyim? (bilemedim şimdi) Aslında bilinen tüm nakış tarzlarını birarada bulundurabilir, ama genelde çarpı işi ve türevleri, ve iğneardı (= backstitch) kullanılır. Kumaşın üzerine (ki kumaş genelde geniş, uzun bir şerit halinde olurmuş) değişik değişik desenler, bordürler, harfler ve rakamlar işlenir. Tek veya çok renkli olabilir. Orta Çağ'da (yani ilk çıktığı zamanlarda) bu tür "sampler"ler şemalar yerine kullanılırmış, baskılı kitaplar ya da dergiler yoktu ya, desenleri unutmamak içinmiş. Kumaşta bolca boş yer bırakılırmış ki kadınlar ömür boyu yeni öğrendikleri desenleri de ekleyebilsinlermiş. Bu şeritler de kızlara ve torunlara çok değerli bir miras olarak geçermiş bazı ailelerde. İngilizce "sampler" de zaten "örnek, örnekleyici, örnek kitabı" demek. Bir de işleyen kişiler marifetlerini göstermek için kullanırlarmış bu tarzı. Bu yüzden de üzerinde bir yerde çoğu zaman ustanın ismi ve tarihi de bulunurmuş. "Sampler"e harf ve rakam işleme modası çok sonradan çıkmış, kadınlar bunları işlerken bir de alfabeyi, okumayı öğreniyorlarmış... Görsel örnekleri burada bulabilirsiniz...
   İşte bu "sampler"ler ilk gördüğüm andan  itibaren bir daha aklımdan çıkmadı. O kadar aşık oldum ki onlara anlatamam! Ve gene internette gördüğüm bir "sampler duvarı" (bir usta işlediği bütün "sampler"leri bir duvara asmış, hepsi bu) beni iyice hasta etmeye yetti. Şimdi ben de "sampler" dolusu bir duvarım olsun istiyorum. Duvarım da hazır... 
   Ve ilk adımı attım bile, geçen cumadan beri hayatımın ilk (ama belli ki son değil!) örnekleyicisini işliyorum. Çarpı işi ve bolca iğneardı birarada kullanılmış. Birinden sıkıldıkça diğerine geçiyorum, çok zevkli oluyor.
   Bu genel görüntü. Fotoğraf çok kötü çıkmış, en az 10 kere çektim, hep aynı flu görüntü. Galiba makinem bu "sampler"i kıskanmış, tümünü düzgün fotoğraflamayı reddediyor :). Ama ana fikir olarak bu da yeterli sanırım. Ne olacağını tahmin edebiliyorsunuzdur... Ben ise pu projede sonradan farkettiğim 3 kediyi çok sevdim, bizim evde de üçüzler yaşıyor ya. Çok sembolik buldum. Gidip gelen annelerini de eklemeyi düşünüyorum bir tarafına ama.
   Bu da sağ alt köşedeki iğneardı, çok güzelmiş. Bana oya gibi geliyor görüntüsü. Bir de bunu işlemek bu kadar sıkıcı olmasaydı!.. ;")


4 Eylül 2011 Pazar

Kanaviçe Besmele

   Bir haftadır bloguma resimleri yüklemeyi başaramadım, bugün nihayet internetim düzgün çalışıyor. Hemen sonucu göstereyim. Besmeleyi arife sabahı bitirdim, soğuk suyla ve sıvı deterjanla yıkayıp
köpüklü "çerçevesi" de çok hoşuma gitmişti, serap gibi duruyor
 (ki her zaman nakışlarımı yıkıyorum, sanki yıkandıktan sonra daha düzgün duruyor) kalın bir havlu üzerinde, fazla bastırmadan ütüledim ve çerçeveciye götürdüm.  Beğenerek seçtiğim çerçeve her nedense olmamış, adam kendi kafasına göre başka bir şeyle değiştirmişti. Neyse ki yeni sahibi çok memnun kaldığı için ben de memnunum...

İşin komik tarafı, daha son çarpıları işlerken sonraki projem ne olacak diye düşünmeye başlamıştım bile... Bu sefer çok renkli bir şeyler düşünüyorum... Aklımda birkaç seçenek var ama şimdilik çok kararsızım...
Biraz daha ayrıntılı görmek isterseniz buradan indirip inceleyebilirsiniz. ;"))

20 Ağustos 2011 Cumartesi

   Ramazan geleneğim olacak bir işle meşgulüm son 2 haftadır - geçen seneki gibi bir "besmele" işliyorum. Bu seferki de bizim evde kalmayacak, bir başkasının evine gidecek. Ramazan Bayramına 1 hafta kaldı, elimi çabuk tutmam lâzım...

7 Ağustos 2011 Pazar

   Sanırım her nakış işleyenin er geç bazı küçük, hoş "yardımcı"ları olur - iğnedanlık/iğnelik (pin cushion), makas kılıfı (scissors case) ve daha nice adını bilmediğim ıvır zıvır... Eh, ben de bir yıldan fazla nakışla uğraştığım halde hâlâ bunlara benzer bir şey yapmamıştım kendime. Gerçi pek hoşuma giden ve sürekli kullandığım 2 dergilik yapmıştım... Ama geri kalan bütün nakış-dikiş-örgü gereçlerim eski çıkolata kutularında ve küçük kolilerde duruyor. Bir şey lâzım olduğunda bulmak ne mümkün! :") Bütün bu eşyalara bir düzen uydurmak için son bir haftadır sürekli bir şeyler "icat" etmeye çalışıyorum. Küçük, hızlı ve kolay yapılabilecek bir şeylerden başlayayım dedim de aklıma iğnedenlik yapmak geldi - hem güzel, hem kullanışlı.  Ve sayesinde nihayet nakış iğnelerimi kaybetmekten vazgeçerim diye umuyorum...
   Uzun zamandır desenlerini çok beğendiğim bir tasarımcı da var  - Ellen Maurer-Stroh. EMS Stitcher's Tools adında hazırladığı bir projesi forumundan ücretsiz olarak indirilebiliyor.






   Çok sevdiğim renkleri kullandım - bakır ve bronz tonları. Fakat aksiliğe bakın ki, sevdiğim renkler beğenerek kullandığım nakış makasıyla renk olarak hiç uymadı ya da bana öyle geliyor, ama içime sinmediği için bu renkleri kullanmaktan vazgeçtim. Şimdi gri-siyahlı tonlarında ipliklerimi denemek istiyorum, sonucunu mutlaka paylaşırım...

8 Mayıs 2011 Pazar

Kanaviçe kitap ayraçlarım/ My cross-stitched bookmarks

      Okumayı çok sevdiğim için olsa gerek kitap ayraçlarına karşı da zaafım vardır. Gerçi koleksiyonumdakilerin hepsi hiçbir özelliği olmayan kağıt ayraçlardı şimdiye kadar. Haliyle geçen sene Kanaviçe dergisinin 15. sayısında nakışlı bir kitap ayracı gördüğümde ona ilk bakışta âşık oldum. Ona sahip olmalıydım! Bir de etamin bantlarının doğal görüntüsü acayıp hoşuma gitmişti. Projenin aslı, çok güzel bordürlerden oluşan büyük bir tablo. Tasarımı Pelin Tezer'e ait. 
      Ben ilkini (ucuna küçük eklenti yaparak) bitirdikten sonra bir tane daha işleyeyim dedim, çiçekli olanından. İkincide de ilk defa iğneardı (backstitch) yapmayı denedim, kolay ama biraz sıkıcıymış. Üçüncüsünü başka bir yerde kullanmaya karar verdiğim için tam bitirmedim, bekletiyorum. (ayraç olarak değil de, desenli bir bant olarak kullanmayı düşünüyorum). Ayraçların işlenmesi zevkli ve hızlıydı, bitirilmesi ise uzun sürdü - neredeyse 5 ay bekledikten sonra 15 dakikada yapmışım ikisini de... Bence harika olmuşlar! :")

       I love reading, so I love bookmarks and have a quite big collection of paper ones. But last year I saw some cross-stitched bookmarks in a magazine and they were just adorable! Of course I had to stitch such a special thing for myself. Besides I discovered linen bands and loved their natural look and texture. So it was a good chance of trying...Great thanks to designer Pelin Tezer and her ornaments!
      I finished stitching both of the bookmarks a long time ago, I think in December. But it took me almost five months to get them finished. And I'm still not happy with the cut ends.

3 Nisan 2011 Pazar

İyi ki denemişim (1)! Çarpı işi

Geçen seneye kadar sadece örgü örerdim, hem de son birkaç yıldır başkalarına örmek bana daha çok zevk verdiği için kendime neredeyse hiçbir şey örmemiştim. Örmeyi inanılmaz derecede rahatlatıcı ve stres atıcı buluyorum. Gerçi yazın gelişiyle şişleri yünleri hep bir tarafa kaldırmışımdır – yazın sıcağında pek örülmüyor… Ama çocukluğumdan beri hep denemek istediğim başka bir şey daha vardı – nakış. Ve her nedense nakış işlemek bana çok zormuş, sadece “üstün yetenekliler” becerebilirlermiş gibi gelirdi. Kendimde de o yeteneği ve deneme cesaretini asla bulamıyordum. Hep daha sonraya erteler dururdum. Ta ki geçen senenin nisan ayına kadar. O zaman elime incecik bir kitap geçmişti, nakışla ya da diğer el işleriyle alâkası yoktu; psikoloji ile ilgiliydi. İnsanların hayatlarını ve hayatlarındaki bir sürü şeyi erteleme “hastalığı”ndan bahsediyordu. Ve şimdi adını ya da yazarını hatırlayamayacağım o kitabı okuduktan sonra da ben hayatım boyunca denemek istediğim , ama hep “daha iyi/rahat/bol kazançlı/vs./ vs. günlere” ertelediğim her şeyi (imkânlarım dâhilinde, tabii ki) denemeye karar verdim. İlk denediğim de kanaviçe (çarpı işi, cross stitch) oldu.

Çarpı işiyle ilgili hiçbir şey bilmiyordum. Araç gereçlerin adları dâhil. O yüzden önce gidip dergilere ve kitaplara bakmaya karar verdim. İlk akla gelen de Kanaviçe dergisi oldu, Kızılay’daki yüncülerde yünlere bakarken hep ona rastlardım çünkü. Birkaç sayıyı aldım, bir de internette araştırma yaptım. İngilizce yazılmış fazlasıyla kaynak varmış internette. Kanaviçe dergisinin birinci ya da ikinci sayısıyla küçük bir proje hediye olarak verilmişti, sert bir Aida kumaşı, yanında da küçücük bir iğne ve birkaç renk iplik – benim ilk projem oldu... Kolaymış… 

Sonra da hızımı alamadan büyük bir projeye göz diktim. Zafer Çarşısına gidip kumaşını iğnesini ipliğini aldım. Bir de uyanıklık yaptım, bitirmeden bırakmayayım diye projemi hediye olarak kayınvalideme adadım, kaçışım olmasın diye de bunu eşime anlattım. Sadece akşamları, yatmadan önce 1-2 saat çalışabiliyordum genelde. 2 buçuk ayda anca bitirebildim. Belki biraz fazla uzun sürdü, bilemiyorum, ama gene de sonucundan hepimiz memnun kaldık. Hele bir de güzel bir çerçeve seçince ve projemin son halini görünce ben bile beğendim :) (bile diyorum, çünkü kendi yaptıklarımı genellikle pek beğenmem, hep bir kusur bulurum). Kayınvalidem de çok beğenmiş olacak ki, başucuna asmış. Bugüne kadar da aynı projeden iki tane daha yaptım, bunu çok beğenen yengemiz ve halamız için. >>>

 Müptelâ olunacak kadar zevkliymiş nakış… Bu nisanda çarpı işinde birinci yaşımı dolduruyorum. Şimdiye kadar çok fazla bir şey yapamadım belki, bütün projelerim de tek renkli (monochrome) iplikle işlendi. Ama kafamda bir sürü proje var, inşallah hepsini hayata geçiririm bir gün. Eh, örgü örmenin pabucu da neredeyse dama atılmış durumda. Yani, hâlâ çok severim örmeyi ama nakışın zevki de bir başka oluyor.
Bu arada denenecek şeyler sırasında goblen, diğer nakış teknikleri, kırkyama (patchwork) ve yorganlama (quilting) da var. İnşallah, hepsine zamanım yeter…  


After long years of wanting to try some handcrafts (like cross-stitching, patchwork, quilting, decoupage etc. etc. - I can’t really remember all of them right now…) I finally decided to try some cross-stitching in April of the last year. I hadn’t even known names of cross-stitch tools, so I bought my first cross-stitch magazine and made some search on the internet…
My first project was tiny and very easy, but I loved it much. It came as a gift with the magazine. And it’s still waiting for its time, because I have some idea about using it on a garden apron which I hope I’ll sew soon.
My second project was quite big for a beginner, but I choose it on purpose. I wanted to give some present to my Mother-in-law and it would be a great one. And I didn’t trust to myself to finish such a big project, so before starting it I’d told about my idea to my husband. So I had to finish it… It took me 1.5 months – I stitched only in the evenings before going to bed. My Mom-in-law loved it and so did my aunties. And I’ve made another one, and then another one for them… 
Now I’m looking for something more colourful and floral ;’’)and I'm going to try patchwork & quilting...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...