Nakış Dergileri

10 Şubat 2012 Cuma

Tree of Life Sampler by Wiehenburg Embroidery

   İkinci samplerim de aslında ilkinden bir gün sonra bitmişti, ama onu da zamanında sergileyemedim ;") ...  Dün de ilkini yayınladığımda bunun fotoğrafını çekeyim de bloguma koyayım dedim ve çekemedim  - makinenin pilleri bitmiş, şarj olana kadar beklemek zorunda kaldım.
Wiehenburg Embroidery - Tree of Life Sampler
  Bu sampler'i, ilk sampler'in sonuna doğru, sadece düz ve (bu kadar çok olunca) acayip sıkıcı iğneardı kaldığında, sıkıntıdan çatlamamak için işlemeye başlamıştım. Deseni basit, kendisi de küçük - çabucak, sıkmadan bitmiş... İlkini gibi, 16 ct antik beyaz etamin (bunu boyamamaya karar verdim) üzerinde 3 iplik kullanarak işledim (Anchor 22* numaralı renk, ilk samplerle uyumlu olsun diye). Bu da şimdilik sandıkta çerçeveyi bekleyecek...
   Şablonunu şu siteden aldım, hazır örnek fotoğrafın üzerine tıklarsanız bedava indirebilirsiniz. Benim gibi simetri hastasıysanız, uyarayım: ilk bakışta tamamen simetrik gibi görünen bu samplerde sağ ve sol birkaç yerde farklıdır, belki de bilinçli olarak öyle tasarlanmış, bilemem. Ben gene de işlerken bazı yerleri önceden farkedip simetrik yapmaya çalıştım, bazı yerleri ise zamanında farkedemediğim için sonradan söküp düzeltmeye üşendim.

9 Şubat 2012 Perşembe

İlk sampler'im bitti

   İlk samplerimi işlemeyi 4 hafta önce bitirmiştim, ama işlerimin yoğunluğundan dolayı bir türlü zaman ve fırsat bulup da fotoğraf çekemediğim için bu sevincimi paylaşamadım. Bugün nihayet kendime ve bunca zamandır ihmal ettiğim bloguma biraz zaman ayırabiliyorum...

   2 aylık ertelemeden sonra, hayatımın ilk sampleri bitti. Bu projeyle birlikte birkaç ilki denemiş de oldum - ilk defa 16 ct etamin ve 26 numaralı iğne kullandım (24 numaradan sonra parmaklarıma minicik gelmişti! alışana kadar sürekli kaybedeceğim diye korkuyordum), ilk defa eski bir görüntü olsun diye etamini boyadım (bunun için kuru kahve, kuşburnu taneleri ve tarçın çubuklarını kullandım), ilk defa birkaç farklı renkteki ipliği bir arada kullandım. Sadece iğneardı biraz uğraştırdı, bu kadar fazla olunca nedense çok sıkıcı geldi. Ben de sıkıntıdan çatlamamak için aynı anda başka bir sampler daha işlemeye başladım, onunla rahatlıyordum. İkisi de neredeyse aynı gün bitmiş oldu...  Sonucundan memnunum, şimdi sıra çerçeveyi seçmekte...


  
After two months of waiting and postponing I've finally finished my very first sampler. It's worked on 16 ct hand dyed Aida (I used natural Turkish coffee, a few dried rose hips and cinnamon sticks for dying it - everything I found in my kitchen;) ) and Anchor flosses no 20, 22 and 381 (tweeding with 3 threads) for cross stitches. Backstitch's made with 1 thread of brown.

   I love the result... And I loved the process itself - it had a lot of firsts for me. I used 16 ct Aida (and now I can tell that I love it more than 14 ct) and tweeding method for the first time, I dyed fabrics for the first time (and I really liked it), I used too much backstitch and I'm still alive ;) (because it sometimes becomes deadly boring!). And the most important thing - I did a sampler  for the first time in my life. Second one is going to be smaller and without backstitch... 

21 Ocak 2012 Cumartesi

Vervaco yastık

   Kışın başında meteoroloji uzmanları "Bu kış çok yumuşak ve ılık olacak" diyorlardı. Eh, ben de inanıp sevinmiştim. Kışı, sadece ondan sonra ilkbahar geliyor diye sevmişimdir hep... Ama son 2 haftadır uzmanların dediği hiç de doğru çıkmıyor. Buz gibi havalar, ha bire yağan ve yolları buz pistlerine çeviren kar... Evden sadece ihtiyacım olduğunda çıkmaya ve dışarıda olabildiğince kısa süre kalmaya çalışıyorum, market seferlerini de iş çıkışına denk getirdim. Almayı unuttuğum bir şey çıkarsa da bir sonraki akşama kadar onsuz idare etmeye çalışıyoruz, yani zırt pırt dışarı çıkmak yok bu soğukta. Epeydir de Kızılay'daki el işi dükkânlarına uğramıyorum bu yüzden. Mevcut projelerimi bitirmeye uğraşıyorum. Bu yastık da onlardan biri... Vervaco çarpı işi yastık, 40 cm X 40 cm ebatlarında. İnternette araştırdığımda hayretler içinde kaldım - bunlardan değişik değişik desenli yüzlercesi var galiba.




   Bu yastık arkadaşım için işlenmiş. Kitler halinde satılan Vervaco yastıklarını hep görürdüm, ama alıp denemek hiç aklıma gelmedi. Arkadaşım sağ olsun, oturma grubuna uygun bir yastık gördüğünde benimle anlaşma yaptı - ben sadece nakışı yapacaktım, o da kılıfı için kendisi çözüm bulacaktı. İşin benim payıma düşen kısmı bu hafta bitti, biraz sonra sahibine teslim edilecek... Kit içinde kocaman gözenekli, sert, üstüne desen çizilmiş etamin, kalın akrilik iplikler ve kocaman bir iğne vardı. Çalışılması çok kolay ve hızlıymış.  İlk başta ya iplikler yetmezse diye endişelenmişsem de, bütün endişelerim boşunaymış - iplikler artmış bile.
   Bence bu tür kitler başlayanlar için harika. 2 sene önce nakışa yeni başladığımda bunlardan haberim olsaydı kesinlikle alırdım. Şık Düğme'dekiler, kılıfla uğraşmak istemeyenlere de kılıf dikme hizmeti veriyorlarmış, yanlış anlamadıysam...

29 Aralık 2011 Perşembe

Kanaviçe dergisinin 25. sayısı çıkmış.

   Ocak-Mart 2012 olarak çıkarılan bu sayıda gelincikli masa örtüsü ve tablo, narbülbüllü yastık, bahçe temalı sampler tablo, çok ilginç Crewel desenli bir sürü proje (2 yastık, perde, masa örtüsü, tepsi ve yatak takımı), bir de blackwork tarzında bir tablo ve 2 kilim desenli yastık yer alıyor. İlgilenenlere duyurulur ;)

26 Aralık 2011 Pazartesi

Kanaviçeye başlarken bilmemiz gerekenler 3. İğneler

Bu hafta sonu nakış hastalığına yeni yakalanmış bir arkadaşım misafirliğime gelmiş, yanında da işlediği projeyi getirmişti. 16 count etamin üzerine çok güzel (ve hâlâ gözümün kesmediği büyüklükte ve renk sayısında) bir bahçeli ev manzarası. Fakat hemen farkettiğim, hatta kendimi tutamayıp biraz da gülümsediğim bir mesele gözüme çarptı - iğnenin kalınlığı. İğne o kadar kalınmış ki, kumaşın gözeneklerinden zor geçiyormuş... Oradan işte aklıma geldi - başlayanlar için kumaşın "count"u ve iğne numarası bir arada pek bir şey ifade etmez ki! Halbuki işi çok kolaylaştıran küçük bir bilgi:

   Elde nakış işleyenler için 2 tür iğne vardır - yuvarlak uçlu (round end) ve sivri uçlu (sharp end).

   Çarpı işi çalışırken yuvarlak uçlu iğneler kullanılmalıdır. İğnenin uçları yuvarlak olunca kumaşın ipliklerine zarar vermez, onları bölmez. Ayrıca sizin de ellerinize batmaz. Ambalajın üzerinde Tapestry Needles ya da Cross Stitch Needles yazar, üst kısımda da "round end - bout rond" (farklı dillerde "yuvarlak uç") diye bir yazısı ve rakam olarak gösterilmiş iğne numarası mevcuttur.  Ankara'daki el işi dükkânlarında, hatırlayabildiğim kadarıyla, 2 farklı marka nakış iğnesi satılıyor - DMC ve Milward (Coats). İkisi de çelikten yapılmıştır. DMC'nin fiyatı sanki biraz daha fazlaydı (ama emin değilim). Ben şahsen hep DMC iğnelerini kullanırım ve çok memnunum. Kırılmıyorlar, kumaşta iz veya parmaklarda kirlenme yapmıyorlar, hiçbiri de kararmadı şimdiye kadar. (Kalitesiz iğnelerde bütün bu sorunlar yaşanabilirmiş.)

çarpı işi iğneleri, no: 28

   İğne numaralarına gelince: numara ne kadar büyükse, iğne de o kadar küçük oluyor. Aşağıdaki resimde soldan sağa: 28 numara (en küçüğü) - 26 numara - 24 numara - 22 numara - 20 numara - 18 numara - 16 numara (en büyüğü).



   İğneler kumaşın deliklerinden kolayca, delikleri büyütmeden ve acayıp sesler çıkarmadan geçmeli. Örnek olarak şu tablo verilebilir:
etamin
evenweave kumaşı
iğne numarası:
6 ct
-
no: 16
8 ct
-
no: 16 veya 18
11 ct
22-25 ct
no: 22
14 ct
27-28 ct
no: 24 veya 26
16 ct
32 ct
no: 26
18 ct
36 ct
no: 26
20 ct
36 ct üstü
no: 28
hardanger 22 kumaşı
no: 28

   İşlediğiniz projede aynı zamanda tek veya birkaç iğne kullanabilirsiniz. Ben genelde birkaç iğne iplikle farklı köşelerden başladığım için o an kullanmadığım bütün iğneleri kumaşın bir kenarına tutuşturuyor, ipliği onun üstüne sarıyorum. Ama internette rastladığım ilginç bir obje varmış – “needle minder” ve "needle nanny" diye bir şey. 
needle minder
needle nanny

Anladığım kadarıyla, iki yassı mıknatıs kumaşın iki tarafından birbirine yapışıyor. Bizim gördüğümüz tarafta da mıknatısın üzerinde güzel desenli broş gibi bir şey var. Kullanmadığımız iğneleri bu “broş”un üzerinde bırakıyormuşuz, sonra da düşen iğne arama derdi olmuyormuş. Kullanılan mıknatıslar da öyle güçlüymüş ki nakış makasını bile tutabiliyormuş. (Şimdi kendim için nakışlı, daha doğrusu blackwork’lu bir tane yapmayı düşünüyorum, bakalım becerebilecek miyim;) )

11 Aralık 2011 Pazar

Blackwork sampler'in işlenmesi bitti


 ... ama bir de dikimi vardır, ve burada ben düzgün yapamayacağım diye bir takıldım... bir türlü nasıl yapacağımı bilemiyorum. Halbuki makas zarfının içine koyacağım kumaşı bile buldum - resimdeki çiçek desenli gri parça. ;) Gerçi makasımın "kösteği" (scissors fob) hazır, ama onu da dikmek bir hayli zor olmuş - gözlerim meğerse bayağı bozukmuş, körü körüne, doğru dürüst bir şey görmeden diktim. İkisi de hazır olunca resmini koyacağım. Bir de eşimin geçenlerde Ulus'ta bir işi vardı, bana bir küçük makas daha almış. Gene gri, titanyum kaplı dikiş-nakış makası, ama bu seferkinin ucu düz. Şimdi buna da bir "köstek" lâzım... ;)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...