Nakış Dergileri

3 Temmuz 2011 Pazar

Bebek Battaniyesi "Gök Kuşağı" / "Rainbow" Baby Blanket

   Yeğenim için örmeye başladığım battaniye yavaş yavaş ilerliyor - bu gidişle kışa doğru bitirmiş olacağım ;"). Ufaklık renklerini çok sevmiş olacak ki, şimdiden yünleri gördüğü her an onlara ulaşmak için elinden geleni yapıyor. Ele geçirdiğinde de ısırmaya ve ipliklerini koparmaya çalışıyor, bu yüzden ben de gizli gizli örmeye uğraşıyorum. ;))
   Battaniye için Nako ve Anchor bebe yünlerinden seçtim. İlk başta 2-3 renkli bir şeyler düşünüyordum, sonra aklıma internette pek sık rastladığım, genelde şal için kullanılan bir örgü deseni geldi - İngilizcesi "feather and fan". Örülmesi çok kolaymış, çok hoş ve hafif bir şey çıktı ortaya. (Kafamda ne zamandır bir şal projesi  vardı,.. henüz şal örme cesareti bulamadım kendimde, ama ilk deseni bulmuşum)
   Bir de bebe yünlerinin pastel renklerini görünce dayanamadım, olabildiğince çok renk olsun istedim. Eh bu durumda da uyumlu bir şey çıksın diye gök kuşağından kopya çektim. Şimdiden bayıldım battaniyeye... bana meyveli dondurmaları hatırlatıyor... Gideyim biraz daha öreyim, ufaklık uyurken...

Bu da bizim hane halkımızdan (pardon, kedilerimizden) Tosun Paşa, battaniyenin ilk "test sürüşünü" yapıyor :)

29 Haziran 2011 Çarşamba

Ohhh! Nihayet döndüm!

   Tam 6 haftadır bloguma ulaşacak ne vaktim, ne de gücüm vardı. İzlediğim bütün bloglar da 6 haftadır okunmamış kaldı... Sebebine gelince... Bir yandan evde boya-badana, tadilâtla uğraşıyorduk. Öte yandan da kız kardeşimin ve 12 aylık yeğenimin (şimdi 13 buçuk aylık oldu;")) bize yaz tatili için gelmesi tam da bu zamana denk geldi ki, elim ayağıma dolaştı... Uzun zamandır bu kadar çok yorulduğumu hatırlamıyorum... Ufak bebelerle de uzun zamandır pek alâkam olmadığı için bu yaştaki bir canavarın nasıl canına okuyabileceğini de unutmuşum: yürüyor, koşuyor (buna koşmak denirse tabii ki), her şeyi ağzına götürüp tadına bakmaya çalışıyor, her şeyi kendisi yapmaya çalışıyor, bilgisayarın ve diğer tüm makinelerin düğmelerine basıyor... Zamane çocuklar biraz fazla mı gelişmiş da sanki yapamamaları gereken bir sürü şeyi  bu kadar erken bir yaşta yapıyorlar ya da yapmaya çalışıyorlar? Yoksa bana mı öyle geldi?.. 
   "Bahçem"le ve el işlerimle de uğraşacak vakit bulamıyordum. Nakışlarımı, örgülerimi, dikiş makinemi kaldırdım; bahçemde işim de sadece sulama ve ara sıra fotoğraf çekmeyle sınırlıydı... Kedilerimiz bile kıskanmaya başladılar... Neyse ki evdeki minik "canavara" artık alıştım ve ilk olarak şişlerimi ve yünlerimi çıkarıp yeğenim için küçük bir battaniye örmeye karar verdim.  Acayıp da özlemişim bir şeyler örmeye! Şimdilik ancak yarısına gelebildim battaniyenin, gün içinde fotoğrafını çekip bloguma koyacağım... Nakış işlemeyi de çok özlemişim, kafamda şimdiden birkaç proje var, inşallah hepsine yeterim... Hayırlısıyla!
    

18 Mayıs 2011 Çarşamba

Yaşasın, Kanaviçe Dergisinin 23.sü çıkmış!

      Bugün kitapçıya uğradım, belki ilginç bir şeyler bulurum diye ve gerçekten benim için ilginç bir şeye rastladım - 23 no'lu (yani nihayet yeni sayı!) Kanaviçe Dergisi! Her nedense bu dergiyi pek severim. Her projeyi beğenmesem de, bazılarını fazla basit bulsam da, gene de hepsini biriktirmişim, yapacaklarımı - yapabileceklerimi de sıraya koymuşum. Her yeni sayıyı da heyecanla bekliyorum... 
     Bu sayıda el işi "hastaları"nın kesin beğenecekleri bir dörtlü sampler var "Dikiş - Kanaviçe - Örgü - KırkYama" ile ilgili minik objelerden oluşuyor. Singer dikiş makinesini hemen gözüme kestirdim, en yakın zamanda işlemeyi planlıyorum. Bir de çok hoş bir kalp şeklindeki tablo, gene kalpli çiçek deseniyle dikkat çeken bir yastık (ilk defa bu kadar renkli, çiçek baskılı bir Aida kumaşı gördüm!),  bordür desenler ve tam 3 tane saat en beğendiklerim arasındadır.  İlgilenenlere duyurulur!.. ;")




Bakın burada kim varmış! / Look who's here!

     Bu yılın ilk kahkaha çiçeği terasımda açmış! Ve hayatımda yetiştirdiğim ilk mavi kahkaha çiçeği!.. Onlara bayılıyorum... Aslında doğada onların mevsimi daha gelmedi, ama ben zamanı biraz aldatmak için bu sene aldığım tohumların yarısını ta martın başında ıslatıp ekmiştim saksılara. Meğerse 2-3 gündür açıyorlarmış, benim de sadece bugün haberim olmuş. Zavallıcıklar hâlâ kendi yerlerine bile konmamışlar, sarılacak çit arıyorlar. Belki de onun stresinden açmaya başlamışlar...

     My first morning glory this year! And the first blue morning glory in my life! Oh God, I love them! There obviously were some more flowers for last few days but I saw the first one only this morning... The flower pots haven't even been placed right yet...

15 Mayıs 2011 Pazar

My puzzles/Yapbozlarım

      Stresli zamanlarımda beni kurtarıp sakinleştiren, sakin huzurlu zamanlarımda yapmaya çalıştığımda ise sinirlerimi inanılmaz geren bir uğraştır bu. Son bir-iki yıldır çok az stresli geçiyor olacak ki sadece 1,5 yapbozu bitirebilmişim. Bitmiş olanını geçen hafta sonu Bauhaus'taki çerçeveciye götürdük ve bu salı günü nihayet alıp asıl sahibine teslim ettik. Yapmayı severim ama bir tanesini bile evimizde bulamazsınız - hep hediye olarak dağıtıyorum. Hazırını görünce yapbozun kendisinden daha çok çerçevesine bayıldım... Bu kadar mı isabetli olur seçimim?! :") Şimdi de Neon serisine devam edeyim mi, etmeyeyim mi diye düşünüyorum... Yapbozdaki sarı ışıklar karanlıkta çok güzel parıldıyorlar, aynı duvarda bu serinin birkaçı daha olursa belki çok daha güzel olur ... Gerçi hediyenin sahibesine de sormam lâzım, bu köprü ve binalardan birkaç tane daha ister mi diye?




   Geçenlerde ilk defa da kendim için bir yapboz aldım, tam sevdiğim gibi - bol yeşillikli çiçekli bir tablo. Gerçi bittiğinde onu nereye asacağımı henüz bilmiyorum. Çerçevesini ve alt kısmını iki günde bitirdim, ortalarda ise çok fena takıldım. Bütün parçalar birbirinin aynısı gibi, bir türlü ilerleyemiyor... İnşallah, bir gün biter...


8 Mayıs 2011 Pazar

Kanaviçe kitap ayraçlarım/ My cross-stitched bookmarks

      Okumayı çok sevdiğim için olsa gerek kitap ayraçlarına karşı da zaafım vardır. Gerçi koleksiyonumdakilerin hepsi hiçbir özelliği olmayan kağıt ayraçlardı şimdiye kadar. Haliyle geçen sene Kanaviçe dergisinin 15. sayısında nakışlı bir kitap ayracı gördüğümde ona ilk bakışta âşık oldum. Ona sahip olmalıydım! Bir de etamin bantlarının doğal görüntüsü acayıp hoşuma gitmişti. Projenin aslı, çok güzel bordürlerden oluşan büyük bir tablo. Tasarımı Pelin Tezer'e ait. 
      Ben ilkini (ucuna küçük eklenti yaparak) bitirdikten sonra bir tane daha işleyeyim dedim, çiçekli olanından. İkincide de ilk defa iğneardı (backstitch) yapmayı denedim, kolay ama biraz sıkıcıymış. Üçüncüsünü başka bir yerde kullanmaya karar verdiğim için tam bitirmedim, bekletiyorum. (ayraç olarak değil de, desenli bir bant olarak kullanmayı düşünüyorum). Ayraçların işlenmesi zevkli ve hızlıydı, bitirilmesi ise uzun sürdü - neredeyse 5 ay bekledikten sonra 15 dakikada yapmışım ikisini de... Bence harika olmuşlar! :")

       I love reading, so I love bookmarks and have a quite big collection of paper ones. But last year I saw some cross-stitched bookmarks in a magazine and they were just adorable! Of course I had to stitch such a special thing for myself. Besides I discovered linen bands and loved their natural look and texture. So it was a good chance of trying...Great thanks to designer Pelin Tezer and her ornaments!
      I finished stitching both of the bookmarks a long time ago, I think in December. But it took me almost five months to get them finished. And I'm still not happy with the cut ends.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...