Nakış Dergileri

blackwork etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
blackwork etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Şubat 2012 Salı

Bir ondan bir bundan...

      Son birkaç gündür gündüzleri hava güneşlidir,.. pencereden dışarı her baktığımda ilkbahar geldi diye birkaç saniyelik heyecan, sonra da pencere açtığımda aynı soğuk, buz gibi hava. Nedense ben bu kış çok üşüyorum... Akşamları evde kitap okumak ya da el işiyle uğraşmak için kalın bir battaniyenin altına giriyorum. Etrafımda da hemen yer kapmaca oyunları başlıyor - bizim evin büyük kedi-kızı Tırmoş, bizim kara cadımız, ayak ucumda tek başına uyumayı sever. Eh, onun yavruları, "dalmaçyalı" kuzular da aynı yerde uyumak isterler. Allah'tan bu ikili bir arada gayet iyi geçiniyor. Her akşam aynı sinir harbi, aynı sessiz bekleşmeler, korkutucu pozlar - annecik hırlamayla yavruları uzaklaştırmaya çalışıyor. "Dalmaçyalı"lar da bazen hiç umursamadan uyurlar, bazen ise kalorifere geçmeyi tercih ederler... Her gün ayrı bir film, ayrı bir eğlence...
bugün kazanan taraf "Dalmaçyalı"lar oldu...
     İki haftadır Suzanne Collins'in üçlü "Açlık oyunları" romanını okuyorum, bir buçuk kitap bitti, bir o kadar daha kaldı. Gene ilk kitabın başında biraz zorlandım, sonra da zevkli hale gelince işim kolaylaştı. Bu kitaplara epeydir bakıyordum, ne hakkında diye merak edip. Gençlik romanıymış tarzı, ama olsun. Ben her tür kitap severim, yeter ki sıkıcı gelmesin :) 


     Resimdeki kupa, bu hafta sonu ziyaretime gelen bir arkadaşımın hediyesi. Bunu alışveriş gezintilerinden birinde görüp hemen beni ve "yeni" hobimi hatırlamış, almış. Üzerindeki "kanaviçe" kalplere bayıldım! İçinde bitki çayları için süzgeci de vardı, ama ben sadece kapaklı olarak kullanacağım, çayım kahvem çabuk soğumasın diye...

     
     Bu örgülü saç bandı da benim en soğuk havalarda bile şapka takmayı reddeden asi bir kıza hediyem oldu. Kendisi poz vermek istemedi, biz de manken olarak oyuncak maymunu kullandık. Biraz geniş ve bayağı kalın, kulaklarını ve başının büyük bir kısmını çok sıcak tutacak bir şey oldu. Örerken çok zorlanmadım, bu tür şeyler her zaman daha kolay geliyor bana. Ama paslanmaya başlamışım... Acilen bir şeyler daha örmem lâzım, yoksa örmeyi hepten unutmaya başlarım... Belki de şala başlama zamanı geldi de geçiyor...


     Üzerinde çalıştığım son projeyi de en sona sakladım ;") Gene blackwork, ama bu seferkinde biraz da çarpı işi var. Akşamları bazen kitap okumak yerine bununla uğraşıyorum. Bitince daha büyük bir şeyin parçası olacak...

29 Aralık 2011 Perşembe

Kanaviçe dergisinin 25. sayısı çıkmış.

   Ocak-Mart 2012 olarak çıkarılan bu sayıda gelincikli masa örtüsü ve tablo, narbülbüllü yastık, bahçe temalı sampler tablo, çok ilginç Crewel desenli bir sürü proje (2 yastık, perde, masa örtüsü, tepsi ve yatak takımı), bir de blackwork tarzında bir tablo ve 2 kilim desenli yastık yer alıyor. İlgilenenlere duyurulur ;)

11 Aralık 2011 Pazar

Blackwork sampler'in işlenmesi bitti


 ... ama bir de dikimi vardır, ve burada ben düzgün yapamayacağım diye bir takıldım... bir türlü nasıl yapacağımı bilemiyorum. Halbuki makas zarfının içine koyacağım kumaşı bile buldum - resimdeki çiçek desenli gri parça. ;) Gerçi makasımın "kösteği" (scissors fob) hazır, ama onu da dikmek bir hayli zor olmuş - gözlerim meğerse bayağı bozukmuş, körü körüne, doğru dürüst bir şey görmeden diktim. İkisi de hazır olunca resmini koyacağım. Bir de eşimin geçenlerde Ulus'ta bir işi vardı, bana bir küçük makas daha almış. Gene gri, titanyum kaplı dikiş-nakış makası, ama bu seferkinin ucu düz. Şimdi buna da bir "köstek" lâzım... ;)

4 Aralık 2011 Pazar

   Bir aydır buralardayım ama canım çok sıkkındı - sadece takip ettiğim bloglara göz atmak için uğruyordum. Ne bir şeyler yapmak, ne de bir şeyler yazmak istedi canım... Çocuklarımız gibi sevdiğimiz tüylü bebeklerden, kedilerimizden bir tanesi bizi çok erken bir yaşta terketti. Bir buçuk yaşındaki yakışıklı kara oğlum Mişka bir gece her zamanki gibi dışarı gezmeye çıktı ve bir daha dönmedi. Ertesi gün kapıcıdan öğrendiğimiz gibi bir araba altında kalarak can vermiş... Evde hayvan beslemeyen arkadaşlar anlamaz kolay kolay, ama ben bir çocuğumu kaybetmiş gibi hissediyorum kendimi... Eşim de öyle... Evin her tarafı da onun hatıralarıyla dolu... Allah'tan 3 tüylü bebeğimiz daha var da onlarla uğraşırken biraz geri planda kalıyor bu acı. Onlar da sanki hissetmişler, farklı davranıyorlar... Kedilerimiz özgür olacak, istediklerinde dışarı çıkıp dolaşacaklar diye düşündüğümüzde başlarına kötü şeylerin gelme ihtimalini asla unutmuyorduk, ama korkulan gerçek olunca zor atlatılıyormuş... Ve biz kendi gözlerimizle görmediğimiz için, bebeğimizi gömemediğimiz için bir yandan acı çekiyoruz, öte yandan hayatta olup sadece dişiler peşinde bir yerlerde gezdiğini ve bir gün eve döneceğini umuyoruz...

Sampler'e o zamandan beri hiç dokunmadım, içimden gelmiyor. Fakat iki hafta önce yavaş yavaş başka bir projeye başladım - blackwork denen nakış türünü deniyorum. İşlediğim parça da bir nevi "sampler" olacak, çünkü aynı kumaş üzerine farklı farklı desenler işliyorum. Sonuç da beklediğimden güzel oluyor... Fotoğrafı yarın gündüz ışığıyla çekip koyacağım.

    Her yeni desene ilk başladığımda biraz garip, hatta biraz çirkin duruyor. Ama desen büyüdükçe güzelliği de ortaya çıkıyor. Fakat bu blackwork işi sabırsızlar için değildir kesinlikle, çok yavaş ilerliyor... çok sabır gerektiriyor... Ama bana göre, sonuca bakılırsa (ki bu daha bitmemiş hali) sabretmeye değermiş...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...